Bir Periyot MSN Kullanmış Herkesin Kesinlikle Yaşadığı 14 Durum

  • 24

Microsoft tarafından geliştirilen Windows Live Messenger ya da herkes tarafından bilinen adıyla MSN Messenger ile ilk kez 2005 yılında tanıştık. Bu yıllar internet dünyası için geçiş dönemi gibiydi. İnternet neredeyse her eve girmişti ama bugünkü gibi tüm dünyayı domine eden sosyal medya platformları yoktu. Bazı internet siteleri olsa bile yine de herkesin favorisi, bugün bile özlediğimiz özellikleriyle MSN Messenger’dı.

MSN Messenger 2013 yılı itibarıyla aramızdan ayrıldı ve yerini bugün kullanmaya doyamadığımız sosyal medya platformlarına bıraktı. MSN zamanları pek çok kişinin interneti de yeni yeni keşfettiği bir zaman dilimi olduğu için nedendir bilinmez çok daha keyifli zamanlar sundu. Hatta bazı özellikleri keşke bugün de olsa diye beklediğimiz bile oluyor. Gelin gençleri biraz şaşırtalım ve MSN günlerinden bazı detayları yeniden hatırlayalım.

MSN kullanmış herkesin yaşadığı durumlar:

Ne dinliyorum özelliği ile ince mesaj vermek
Bugünün emojilerine taş çıkaran MSN çıkartmaları
Her uygulamaya lazım olan titreşim özelliği
Çevrimiçiyim ama bir tek sana
Herkes duysun oturum açtım
Sevgiliyle MSN şifresi paylaşmak
MSN hacklenir, şifre kırılır
Eskiden Siri yoktu, MSN botları vardı
Sayısız MSN teması içinde kaybolmak
‘slm nbr ii sn’
MSN paralı olacak dedikoduları
Cam aç
‘Mesene’ diyenler vs ‘Emesen’ diyenler
Çıkan, gerçekten çıkardı

Ne dinliyorum özelliği ile ince mesaj vermek:

MSN zamanlarında flört yoktu, insanların sevdiği vardı. Sevdiğine direkt yazmak ise öyle kolay iş değildi, neyse ki ne dinliyorum özelliği vardı. Instagram hikayesinde şarkı paylaşmaktan farklı olarak ne dinliyorum özelliğinde yalnızca sanatçının ve şarkının adı yazardı. Ne farkeder? Zaten tek amaç sevdiğimize havalı görünmek ya da onunla aynı şarkıları dinlediğimizin mesajını vermekti.

Bugünün emojilerine taş çıkaran MSN çıkartmaları:

Bugün tüm klavyeler sayısız emoji ile birlikte geliyor. Yetmiyor, uygulamalar kendi emojilerini de geliştiriyor. Belli ki yine yetmiyor, gülmek için random harfler kullanılıyor. MSN zamanlarında ise emoji de random gülme de yoktu. Ekranın tamamını kaplayan sesli çıkartmalar vardı. Öpücükler, kahkahalar, ağlamalar gönderdiğiniz anda kullanıcının tüm ekranını kaplıyor ve ses en sonda açıksa ortalığı sallayacak kadar yüksek bir ses çıkarıyordu.

Her uygulamaya lazım olan titreşim özelliği:

MSN kullanıcıları ‘hey orada mısın?’ yazmazdı, karşısındakine titreşim gönderirdi. MSN titreşimi, telefon titremesine benzemez. Bütün ekranı sallar ve epey etkili bir titreşim sesi yollardır. İnsan merak etmeden duramıyor; telefonlarımızın güzelim titreşim özelliğini neden sadece bildirimlerde kullanıyoruz? Meta şirketi mühendislerini göreve çağırıyor ve WhatsApp’tan titreşim gönderme isteğimizi bir kez daha duyuruyoruz.

Çevrimiçiyim ama bir tek sana:

Gönderildi tiki, okundu tiki, çevrimiçi bildirimi derken bugün artık kendimizi gizleyemez olduk. MSN Messenger’da çevrimiçi görünüp görünmeyeceğimizi kendimiz seçiyorduk. Eğer sevdiğimizle konuşuyorsak öyle herkesin bizim çevrimiçi olduğumuzu görmesini istemezdik. Kendimizi çevrimdışı gösterir, konuşmaya devam ederdik. Bunu yapan seni seviyorum demese de olur.

Herkes duysun oturum açtım:

MSN aslında anlık mesajlaşma değil de o anlık mesajlaşma uygulamasıydı demek daha doğru olacak çünkü bir masaüstü uygulamasıydı. Yani bilgisayar başına oturmalı ve hesabınıza giriş yaparak oturum açmalıydınız. Bunun en güzel yanı, oturum açtığınız zaman MSN hesabınıza ekli olan tüm kişilere sesli ve görüntülü bildirim gitmesiydi. Hatta ilgisini çekmek istediğimiz biri varsa arka arkaya çıkıp tekrar girdiğimiz bile olurdu.

Sevgiliyle MSN şifresi paylaşmak:

Bugün sevgilinizin parmak izini ya da yüzünü şifre olarak telefonunuza eklemekten çok daha kıymetlisi, onunla MSN şifresi paylaşmaktı. Tabii biraz toksik bir durum olduğunu kabul etmek gerekiyor ama şifre paylaşan sevgilinin verdiği güveni kimse kolay kolay veremez. Bu paylaşımlar nedeniyle nice koç yiğitler ‘buyur birader ben sevgilisiyim’ mesajı ile karşılaştı.

MSN hacklenir, şifre kırılır:

Bugün kişisel verilerimizi koruyacağız diye göbeğimiz çatlıyor, karmaşık şifreler belirliyor, iki faktörlü kimlik doğrulama kullanıyoruz. MSN zamanlarında bunların bir önemi yoktu. Nasıl oluyor bilinmez ama mahallenin internet kafeci abisi bile MSN hackleyebiliyordu. Bu durumun şifre unuttuğunuz zaman sorulan güvenlik sorularının basitliği nedeniyle olduğu düşünülüyor ama yine de bu kadar yaygın bir durum olması bugün epey şaşırtıcı.

Eskiden Siri yoktu, MSN botları vardı:

Bugün artık robotlarla ya da yapay zekalarla konuşmaya alıştık ancak MSN zamanlarında bu durum pek yaygın değildi. Yine de uygulama olarak indirebileceğiniz ya da MSN adresini ekleyerek konuşabileceğiniz botlar vardı. Elbette bu botlar belirli sorulara belirli yanıtlar verecek şekilde geliştirilmişti ama yine de heyecan verici olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Sayısız MSN teması içinde kaybolmak:

MSN Messenger’ın mavi beyaz pek de süslü olmayan varsayılan bir teması vardı ama bu kime yeter? MSN kullanımını özelleştirmek için sayısız tema vardı. Tuttuğunuz takımın, sevdiğiniz sanatçının ya da o dönemin popüler oyun ya da filminin temasını kullanabiliyordunuz. Dahası, kendi fotoğrafınızı ekleyerek de bir tema oluşturabiliyordunuz. Sevgilisinin fotoğrafını tema yapanların gözü yaşlı.

‘slm nbr ii sn’

O dönem cep telefonlarında yazmak epey zor olduğu ve her SMS’in belirli bir kelime sınırı olduğu için mesajlarda kısaltmalar yaygındı. Anlaşılır bir durum ama neden önümüzde koca klavye varken de MSN yazışmalarında kısaltma kullanıyorduk anlamak zor. Hatta kelimeleri tam yazmak yaşlı işi görülür, kısaltma kullanmak çok daha havalı hissettirirdi.

MSN paralı olacak dedikoduları:

Diğer ülkelerde de durum aynı mıydı bilmiyoruz ama MSN paralı olacakmış iddiaları olmadan bir gün geçiremezdik. Toplu mesaj gönderilir, bir tarihten sonra MSN’nin paralı olacağı söylenir ve o mesajı herkese göndermeniz istenirdi. Gerçi bu bir gelenek olarak hala devam ediyor ve bugün kullanmakta olduğumuz sosyal medya platformlarının da bir gün paralı olacağı dedikoduları ara sıra duyuluyor.

Cam aç:

MSN zamanlarında görüntülü konuşma yoktu, cam aç vardı. Evet cam. Camera kelimesinin kısaltması olan cam nedense çok sevildi ve cam aç efsanesine dönüştü. Bazen ses bile açmaz yalnızca yeni tanıştığımız insanların gerçek olup olmadığını görmeye çalışırdık. Yani sahte profil sorunu bugün olduğu gibi MSN zamanlarının da bir gerçeğiydi.

‘Mesene’ diyenler vs ‘Emesen’ diyenler:

Yahu ortada üç tane sessiz harf var. Türkçe oku mesene, İngilizce oku emesen. Bu zaman zaman sonu gelmez tartışmalar bile doğururdu. emesen demek elbette doğru olandı ancak bazıları inat eder ve bu kısaltmayı Türkçe okumayı sürdürürlerdi. Hatta pek çok kişi için karşındakini anlamanın en hızlı yollarından biriydi. mesene diyenle olmaz.

Çıkan, gerçekten çıkardı:

MSN zamanlarında bugün olduğu gibi her an çevrimiçi değildik. Vakit ayırmalı ve bilgisayar başında olmalıydınız. Fakat bilirdik ki çevrimiçi olan kişi gerçekten orada. Yine bilirdik ki bir kişi şimdi çıkmam lazım diyorsa gerçekten çıkıyordu. Çünkü o zamanlar birbirimize daha samimi davranıyor ve saatte bir mesajlara yanıt vermek yerine uygun olmadığımızı dile getiriyorduk. Ne güzel uygulamaydın sen MSN.

Sosyal medyanın olmadığı zamanların popüler mesajlaşma uygulaması MSN kullanmış herkesin hatırladığı bazı özelliklerden bahsettik ve kısa bir nostalji yolculuğuna çıktık. MSN zamanları mı yoksa bugün mü daha iyi? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Microsoft tarafından geliştirilen Windows Live Messenger ya da herkes tarafından bilinen adıyla MSN Messenger ile ilk kez 2005 yılında tanıştık …

Microsoft tarafından geliştirilen Windows Live Messenger ya da herkes tarafından bilinen adıyla MSN Messenger ile ilk kez 2005 yılında tanıştık …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/mikcdpdk/public_html/wp-includes/functions.php on line 5275

Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (1) in /home/mikcdpdk/public_html/wp-includes/functions.php on line 5275